İletişim Tasarımcılar Neden Sosyal Tasarımlar Üretmek Zorunda! Küreselleşen, hızla değişen, iletişimin çılgın boyutlara ulaştığı ve hatta kirlilik boyutuna vardığı, insanoğlunun teknolojik olarak hayal bile edemeyeceği kadar gelişkin bir dünyada yaşıyoruz. Bu gelişkinliğe rağmen yaşadığımız dünyada doğal yaşama yönelik bir sürü felakete de maalesef tanık oluyoruz. Bu felaketlere yönelik bir sürü önlem alınmasına ve her türlü uyarı yapılmasına rağmen bu durum azalacağına katlanarak artıyor. Küresel felaketler tüm yaşamı tehdit eder boyuta ulaştı ve geçiyor. Bir sürü canlı türü yok oluyor, soluduğumuz hava, içtiğimiz su hızla kirleniyor. Yediğimiz besinlerin bir çoğu hormonlu, yapay ortamlarda yetiştirilmiş meyve ve sebzelerden oluşuyor. Tarım yapılan topraklar bol ürün almak uğruna yapay, zehirli kansorejen maddelerle kirletilmiş durumda. Ekolojik tarım yapacak topraklar hızla azalıyor. Tatlı su kaynakları nükleer sızıntı, zehirli atıklar, sunni gübreler ve asit yağmurları nedeniyle hızla kirleniyor. Uzun ömürlü gıda maddelerinde bozulmayı geciktiren, kansorejen, koruyucu maddeler kullanılıyor. İşin tuhafı tüm bunlar bilindiği halde hâlâ bu şekilde üretime ve de tüketime devam ediliyor. Hepimiz bu konu hakkında az ya da çok bilgi sahibi olmamıza rağmen gereksiz tüketim çılgınlığı sürüyor. Tek tip insanlara dönüştürülüyoruz. Pazarlama taktikleri ve teknikleri her geçen gün o kadar hızla değişiyor ki bütün bunların farkında olan kişiler bile tuzağa düşürülüyor. Evlerimiz kullanamadığımız eşyalar, giysiler, aksesuvarlarla dolup taşıyor. Alışverişlerde ihtiyacımız olmamasına rağmen hayatımızda hiç kullanmıyacağımız şeyleri almaya zorlanıyoruz. Tüketemeyeceğimiz kadar yiyecek alıp yarısını bazen çoğunu bozup çöpe atıyoruz. Bizim ziyan ettiğimiz gıda maddeleri, başka yerlerde ihtiyacı olan toplumların hayatını kurtaracak olmasından haberdar olmamıza rağmen, hayatımıza hiç bir şey olmuyormuşcasına devam ediyoruz. Her şeyi kanıksıyoruz, üzüntülerimizi ve sevinçlerimizi yapaylaştırıyoruz. Bu durumu değiştirecek ne yapmalı? İnsanlık bu gidişi nasıl tersine çevirecek? Dünyamızda yaşayan tüm canlıların en büyük sorunu. Yani bu sorunun başlıca kaynağı olan insan, doğal yaşamı tehdit eder durumda. Çözüm, dünya kaynaklarını tüm canlıların ihtiyacı oranında kullanmak, gereksiz üretim ve tüketim çılgınlığına hızla son vermek, bu kirliliğin oluşma nedeni olan kapitalizm probleminin çözmekten geçiyor. Yani problem sistem. Bu sorunun halledilme olasılığı hayal gibi gözükse de, bu mücadeleden vazgeçmemek en önemlisi. İşte bu noktada dünyanın bu hale gelmesinin önemli faktörleri olarak iletişimi tasarlayan bizlere ciddi görevler düşmekte. Bu zamana kadar grafik tasarımcılar olarak bizler farkında olmadan ya da farkında olarak markaları ve tabii ki üretimi desteklemek, kârlılığı arttırmak, tüketim çılgınlığını körüklemek için yaratıcılığımızı kullandık. Toplumdan daha çok müşterilerimizin istediklerini gerçekleştirmek için kafa patlattık. Üretilen ürünleri marka haline getirmek kitlelerin belleklerine kazımak için gecemizi gündüzümüze kattık. Bu uğraşlarımız gereği sus payı olarak önümüze konan müşterilerimiz için komik ama bizim için büyük paralar kazandık. Onları memnun edebilmek için hiç bir sınır tanımaksızın kavramları alt üst ettik. Başarımız onların pazar paylarına göre belirlendi. Genellikle okullardan mezun olan bir çoğunuz küresel markalara hizmet eden reklam ajanslarında işe gireceksiniz. Size çok güzel ışıltılı bir hayat sunacaklardır. Hatta bazı ajanslar çalışma mekanlarının bir bölümünü kafe–bar haline getirerek sizin oradan dışarı çıkmanızı bile engelliyeceklerdir. Sizleri kristal elmalarla ödüllere boğup sırtınızı sıvazlıyacaklardır. Eh ekonomik olarak sizin için iyi sayılabilecek maaş da vereceklerdir, hiç şüpeniz olmasın. Bütün yaratımınızın tüketim çılgınlığına yarıyacağını ve küresel markaların sadece kârı düşündüğünü aklınızdan çıkarmayın. O küresel markalar aklınıza gelebilecek her şeyi kişileri, aktiviteleri, sanatsal üretimleri, yaratımları, bilimsel tezleri hemen hemen her şeyi kullanıp, ürünleştirip, markalaştırıp dolaşıma sokar ve kârlarına kâr katarlar. Bunu yaparken de tasarımcıları suçlarına alet ederler. Biz tasarımcılar ve tüm insanlık yaşadığımız dünyayı gerçekten yaşanır kılmak, tüketebileceğimiz kadar üretmek, şirketleri ve markaları aynı zamanda bu konuda direten zengin ülkeleri ikna edebilmek için mutlaka mücadeleci kamuoyu yaratmak zorundayız. Uluslararası şirketleri aşırı kârdan vazgeçirmek, kazandıkları artı değeri muhtaç olan toplumlarla paylaşmaya zorlamak, üretimlerini dengelemeye zorlamak çok kolay bir iş değil, biliyoruz. Karşımızda kişiler yok, koca bir sistem var! Bu durumu insanlar bu hale getirdi, düzeltecek olanlar da insanlardır. Bu noktada sosyal kampanyaların önemi çok büyük. Toplumu “insanı” bu durumdan haberdar etmek, bilinçlendirmek, her şeyin onların elinde olduğunu anlatmak, onları mücadelesinde yanlarında olmak, yüreklendirmek, dayanışmayı arttırmak her halde biz tasarımcılar için çok zor değil. Sosyal kampanyalar yaratmak, yaratıcılığımızı, cin fikirliliğimizi insandan yana kullanmak artık kaçınılmaz bir zorunluluk. Şimdi işi tersine çevirme zamanı. Bu tüm insanlığa olan borcumuz. Hedef kitlemiz ise tüm insanlık.
Burayı tıklayarak genel içeriği görebilir, içerik üzerinden tüm kitabı pdf olarak indirebilirsiniz.
kaynak; no tasarım